theme-sticky-logo-alt
YENİ Partili Bakan: “Gazinin karşısına barikat değil, devletin adaleti ve vefası çıkmalıdır”
Ağustos 19, 2026
6 Görünümler

YENİ Partili Bakan: “Gazinin karşısına barikat değil, devletin adaleti ve vefası çıkmalıdır”

Türkiye’nin 81 ilinden Ankara’ya gelen er şehit aileleri ve er gazilerinin, eşit özlük hakları talebiyle Güvenpark’ta sürdürdüğü oturma eylemine 38. gününde polis müdahale etti. Sabah saat 04.45 sıralarında Güvenpark’a düzenlenen operasyonla er şehit aileleri ve er gaziler, polis ekiplerince Güvenpark’tan çıkarıldı ve Bilkent Gazi Uyum Evi’ne götürüldü. Müdahalenin ardından Güvenpark polis bariyerleriyle kapatıldı. YENİ Parti... daha fazla oku

Türkiye’nin 81 ilinden Ankara’ya gelen er şehit aileleri ve er gazilerinin, eşit özlük hakları talebiyle Güvenpark’ta sürdürdüğü oturma eylemine 38. gününde polis müdahale etti. Sabah saat 04.45 sıralarında Güvenpark’a düzenlenen operasyonla er şehit aileleri ve er gaziler, polis ekiplerince Güvenpark’tan çıkarıldı ve Bilkent Gazi Uyum Evi’ne götürüldü. Müdahalenin ardından Güvenpark polis bariyerleriyle kapatıldı.

YENİ Parti İzmir Milletvekili Murat Bakan konuya ilişkin açıklama yaptı. Bakan, “Gazinin karşısında barikat değil, devletin adaleti ve vefası çıkmalı” diyen Bakan, İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’ye “Otuz sekiz gündür silahsız ve saldırısız süren bir oturma eylemi için neden sabah 04.45 seçildi? O saatte uyuyan gaziler hangi somut kamu düzeni tehdidini oluşturuyordu? Gazilerimiz ve şehit yakınlarımız gözaltında değillerse, hangi yetkiyle otobüslere bindirilip Gazi Uyum Evi’ne götürüldüler?” sorularını yöneltti.

Bakan, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

İktidar 38 gün boyunca bu insanların sesini duymadı

“Bugün Ankara’da saat 04.45’ti. Şehir uyuyordu. Güvenpark’ta 38 gündür nöbet tutan gazilerimiz ve şehit yakınlarımız da uyuyordu. Yüzlerine fener tutularak uyandırıldılar. Parktan çıkarıldılar, otobüslere bindirilerek Bilkent’teki Gazi Uyum Evi’ne götürüldüler. Ardından Güvenpark demir bariyerlerle çevrilerek halka kapatıldı. O insanlar kimdi? Aralarında kolunu, bacağını, gözünü bu vatan uğruna kaybetmiş er ve erbaş gazilerimiz; evladını, eşini, kardeşini toprağa vermiş şehit yakınlarımız vardı. Türkiye’nin 81 ilinden kalkıp Ankara’ya gelmişlerdi. İstedikleri bir lütuf değildi. Rütbe ayrımı yapılmaksızın eşit özlük haklarıydı. İktidar 38 gün boyunca bu insanların sesini duymadı. Gündüz dinlemeye gelmeyenler, sabaha karşı çıkarmaya geldiler. Otobüsler hazırdı. Çevik kuvvet hazırdı. Bariyerler hazırdı. Hazır olmayan tek şey, gazinin hakkını teslim edecek siyasi iradeydi. O bariyerler gaziyi milletten ayırmıyor. İktidarın milletin vicdanından ne kadar uzaklaştığını gösteriyor. Bir parkı bariyerle kapatabilirsiniz; gazinin sesini kapatamazsınız.”

Bu yanlışın yükü ne gazinin ne polisin omuzlarına bırakılabilir

Tüm bunların en ağır yanı, Türk polisi ile Türk gazisinin bir kez daha karşı karşıya getirilmesidir. Geçen hafta gazilerimiz Meclis’e yürümek istediğinde önlerine çevik kuvvet barikatı kuruldu. Elinde kalkan tutan bir polis memurunun, karşısındaki tekerlekli sandalyedeki gaziyi görünce gözyaşlarını tutamadığına hepimiz tanık olduk. O görüntü, yapılan yanlışı tek başına anlatmaya yetti. O genç memur bu emri vermedi. Onu gazinin karşısına çıkaran, bu ülkeyi yöneten siyasi iradedir. Türk polisi ile Türk gazisi karşı karşıya getirilemez. Biri vatan görevi sırasında bedeninden bir parça vermiştir. Diğeri bugün devletin kendisine verdiği görevi yerine getirmektedir. Bu yanlışın yükü ne gazinin ne polisin omuzlarına bırakılabilir.

Polisi gazinin önüne diktiğinizde yalnızca gazinin onurunu incitmezsiniz; o üniformanın vicdanını da yaralarsınız

Yıllardır emniyet teşkilatımızın ağır çalışma koşullarını ve özlük haklarını savunan biri olarak açıkça söylüyorum: Polisi gazinin önüne diktiğinizde yalnızca gazinin onurunu incitmezsiniz; o üniformanın vicdanını da yaralarsınız. Meselenin hukuki tarafı da açıktır. Anayasa’nın 34’üncü maddesi, “Herkes, önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir” der. Bir temel hakka yapılacak müdahalenin kanuna dayanması, zorunlu ve ölçülü olması gerekir. Bu ülkede o hakkı kullanan pek çok kesim var; kullandırıyorsunuz da. Peki tek istisna neden gaziler oldu?

Devletin görevi gaziyi korumaktır; sabaha karşı parktan çıkarmak değil

Anayasa’nın 61’inci maddesi ise devlete bir tercih değil, açık bir görev yükler: “Devlet, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleriyle, malûl ve gazileri korur ve toplumda kendilerine yaraşır bir hayat seviyesi sağlar.” Devletin görevi gaziyi korumaktır; sabaha karşı parktan çıkarmak değil. Devletin görevi gazinin sesini bastırmak değil, hakkını teslim etmektir. Talep son derece net: Rütbe ayrımı yapılmaksızın emsal özlük ve sosyal haklar. Aynı bayrak altında görev yapmış, aynı çatışmada yaralanmış insanlar arasında maaş, tazminat, tedavi, rehabilitasyon ve protez imkânları bakımından adaletsizlik olmasına itiraz ediyorlar. Kurşun, bomba ve mayın askerin rütbesini sormadı. Devletin vefası da rütbe sormamalıdır. Bir gazimizin sözü meselenin tamamını anlatıyor: ‘Ben babamın bahçesinde bu hâle gelmedim.’ Bu cümlenin karşılığı polis barikatı değil, hakkın teslimidir.

İçişleri Bakanı’na açıkça soruyorum:

  1. Bu müdahale emrini kim verdi, işlem hangi hukuki gerekçeye dayandırıldı?
  2. Otuz sekiz gündür silahsız ve saldırısız süren bir oturma eylemi için neden sabah 04.45 seçildi? O saatte uyuyan gaziler hangi somut kamu düzeni tehdidini oluşturuyordu?
  3. Gazilerimiz ve şehit yakınlarımız gözaltında değillerse, hangi yetkiyle otobüslere bindirilip Gazi Uyum Evi’ne götürüldüler?
  4. Müdahalede görev alan bazı sivil görevlilerin maske ve şapkayla kimliklerini gizlediği yönündeki anlatımlar doğru mudur? Doğruysa hukuki dayanağı nedir?
  5. Güvenpark’ı milletimize kapatan bariyerler ne zaman kaldırılacaktır?

Gazinin karşısına barikat değil, devletin adaleti ve vefası çıkmalıdır

“Gazilerimizin temsilcileriyle derhal masaya oturulmalı; maaş, tazminat, sağlık, tedavi, rehabilitasyon ve protez desteğindeki eşitsizlikleri giderecek yasal düzenleme gecikmeden Meclis’e getirilmelidir. Devletin itibarı parkları bariyerle kapatmakla değil, gazisine verdiği sözü tutmakla korunur. Gazilerimizin ve şehit yakınlarımızın yanındayız. Hakları teslim edilene kadar bu meselenin Meclis’te de sahada da takipçisi olacağız. Gazinin karşısına barikat değil, devletin adaleti ve vefası çıkmalıdır”

0 Yorum

Bir Cevap Bırakın

15 49.0138 8.38624 arrow 0 arrow 0 4000 1 0 horizontal https://seferihisarilkhaber.com.tr 250 0 1