theme-sticky-logo-alt
Detaylar 61 yıl sonra ortaya çıktı: İsrail casusu Eli Cohen'in yakalanma ve idam süreci
Ekim 4, 2026
11 Görünümler

Detaylar 61 yıl sonra ortaya çıktı: İsrail casusu Eli Cohen’in yakalanma ve idam süreci

Suriye ordusunda görev yaparken İsrailli casus Eli Cohen’in deşifre edilip yakalanmasında kritik rol oynayan birimin kurucusu ve emekli subay Said Caviş, Cohen’in Ebu Rummane’deki dairesinde yakalanmasından idamına, devlet başkanı tarafından sorgulanmasından kayıp saatine, Fatiha Suresi ile nasıl deşifre edildiğinden idam gecesine kadar sürece ilişkin ayrıntıları paylaştı. Suudi Arabistan merkezli Al Majalla’da beş bölüm halinde yayımlanan... daha fazla oku

Suriye ordusunda görev yaparken İsrailli casus Eli Cohen’in deşifre edilip yakalanmasında kritik rol oynayan birimin kurucusu ve emekli subay Said Caviş, Cohen’in Ebu Rummane’deki dairesinde yakalanmasından idamına, devlet başkanı tarafından sorgulanmasından kayıp saatine, Fatiha Suresi ile nasıl deşifre edildiğinden idam gecesine kadar sürece ilişkin ayrıntıları paylaştı.

Suudi Arabistan merkezli Al Majalla’da beş bölüm halinde yayımlanan yazı dizisinin son iki bölümünde, İsrail casusu Cohen’in yakalanmasında önemli görev üstlenen Caviş, operasyonun bilinmeyen yönlerini aktardı.

TUTUKLAMA ÖNCESİ 6 GÜN KONTROL ALTINDA TUTULDU

Cohen’in hemen tutuklanmak yerine evinde 6 gün boyunca kontrol altında tutulduğunu belirten emekli Caviş, şifreleri çözmek için Beyrut’tan “Üç Silahşörler” kitabı ile “El-Muhtar” dergisinin ilgili sayısının getirtildiğini kaydetti.

Cohen ile normal bir şekilde oturup konuştuklarını, hatta tedbir amaçlı onunla restorana bile gittiklerini söyleyen Caviş, yakalanmasında yabancı istihbaratların rolü olmadığını söyledi.

Caviş, “Sovyet istihbaratı ya da Hindistan Büyükelçiliği Cohen’in yakalanmasında rol oynamadı. Operasyon tamamen kendi birimim olan ‘134 Numaralı Telsiz Gizli Servisi’ tarafından gerçekleştirildi” açıklamasında bulundu.


FATİHA SURESİ​​​​​​​ İLE DEŞİFRE OLDU

Caviş, altıncı günün sonunda Cohen’in dönemin Suriye Devlet Başkanı Emin Hafız tarafından sorgulandığını belirtti. Cohen’in Yahudi olduğunun anlaşılmasında Fatiha Suresi’ni okuyamamasının etkili olduğunu söyleyen Caviş, sorgu anını şöyle anlattı:

“Cohen’i kapıda durdurdular. Dönemin Genel Komutanı ve Devlet Başkanı Emin Hafız, Halep şivesiyle ‘Adın ne?’ diye sordu. Cohen, ‘Kamil Emin Sabit, Suriyeli bir Arabım, ticaretle uğraşıyorum ve Müslümanım’ yanıtını verdi. Bunun üzerine Hafız, ona Fatiha Suresi’ni okumasını söyledi. Cohen’in okurken hata yapması üzerine Hafız, ‘Senin yaşında Fatiha’yı bilmeyen bir Müslüman var mı?’ dedi ve hemen ardından yanındakilere dönerek ‘Bu bir Yahudi’ dedi.”

‘İDAM KARARINA KARŞI ÇIKTIM, 89 GÜN HAPSE ATILDIM’

Caviş, Cohen’in hayatta tutulmasının olası bir takas veya istihbarat alışverişi açısından daha değerli olacağı düşüncesiyle idam kararına karşı çıktığını belirtti.

Bu itirazı nedeniyle hapis cezası aldığını söyleyen Caviş, “Bazı kişilerin Cohen’in ölümünde çıkarı olabileceği yönündeki şüphelerimi dile getirdiğim için 89 gün hapse atıldım” dedi.


COHEN: BENİ KANDIRDILAR, ÇOCUĞUM YETİM BÜYÜYECEK

Cohen ile idamından önceki gece hapishanede yaklaşık iki saat baş başa görüştüklerini belirten Caviş, Cohen’in bu görüşmede kendisine ağlayarak şunları söylediğini aktardı:

“Beni kandırdılar. Bağlı olduğum yönetim bana ‘Şam’ı bombalamak zorunda kalsak bile senin başına bir şey gelmesine izin vermeyeceğiz’ demişti. Ama ben şimdi buradayım.” 


Caviş, Cohen’in yakalandığını İsrail’e bildirmeden önce Mossad ile “ellerinde Cohen olduğunu bilmiyorlarmış” gibi yazıştıklarını belirtti. Caviş ayrıca Cohen’in yenidoğan oğlundan söz ederken “Bu çocuk yetim büyüyecek” dediğini aktardı.

‘COHEN’İN CESEDİ HALA SURİYE’DE’

Caviş, Cohen’in idamından bir gece önce altı subayla bir araya gelerek defin yerini görüştüklerini ve İsraillilerin cesedi ele geçirmeye çalışabileceği endişesiyle, sürekli nöbet tutulan bir askeri kışlanın girişinin defin yeri olarak seçilmesine karar verildiğini aktardı.

Hangi kışlanın seçildiğini tam olarak bilmediğini söyleyen Caviş, Cohen’in cesedinin halen Suriye’de bir kışlanın önünde gömülü olduğunu düşündüğünü dile getirdi.

Caviş, “Cohen’in cesedi Suriye’de. Eğer İsrailliler naaşa ulaşmış olsaydı bunu çoktan duyurup büyük bir gürültü koparırlardı” ifadelerini kullandı.

Caviş, Cohen’in idamından yıllar sonra ortaya çıkan saati hakkında da konuştu. Rejimin devrilmesinden önce İsrail’de, Başbakan Binyamin Netanyahu ve Mossad direktörünün katıldığı bir kutlamayla saatin “özel bir operasyonla” geri alındığının duyurulduğuna işaret etti.

Caviş, eski Suriye Ulusal Güvenlik Bürosu Başkan Yardımcısı Ali Memlük ile Cohen’in saati konusunda yaptıkları görüşmede yaşananları ise şöyle anlattı:

“Ali Memluk bana saatin fotoğrafını gösterip tanıyıp tanımadığımı sordu. Ona bunun Cohen’in saati olduğunu söyledim. Yakalandıktan sonra saat kolundaydı ve onu sorgulayan subay Abdülkadir Abdülcelil’e verilmişti. Yıllar sonra Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) Şarika kentinde karşılaştığım Abdülcelil, bana saati kolunda göstererek ‘Cohen olayından benden başka kimse yararlanmadı, saatini aldım’ diye övünmüştü.”


TELEGRAFLARI FRANSIZCA GÖNDERİYORDU

Caviş, “Cohen’in kamufle yöntemlerinden biri telegraflarını Arapça ve İbranice değil Fransızca göndermesiydi” dedi.

Cohen’in gönderdiği metinlerin Fransızca olduğunu ve Posta Enstitüsü Müdürü Ahmed Şevki Al-Rashi tarafından tercüme edildiğini aktaran Caviş, “Telgraflar genel olarak ‘falancaya gittim, falanca geldi’ türünden kritik olmayan günlük bilgiler içeriyordu” dedi.

Caviş, Cohen’in asıl amacının ise Suriye vatandaşlığı alıp hükümette görev üstlenmek olabileceğini dile getirdi. Caviş, Cohen davasında yargılanarak ceza alan iş insanı Macid el-Ard’ın ise haksızlığa uğradığını savundu.

İkilinin yalnızca Avrupa’dan dönüş sırasında yolda karşılaştığını ve sıradan bir yol arkadaşlığı yaptığını söyleyen Caviş, “Gezginler arasındaki tanışıklık, birinin diğerinin casus olduğunu bildiğini kanıtlamaz. Macid el-Ard’ın masum olduğuna inanıyorum” dedi.

Suudi Arabistan merkezli Al Majalla’da yayımlanan röportaj dizisinin ilk üç bölümünde, Cohen’in deşifre edilme süreci, yakalanması ve ele geçirilen delillere ilişkin ayrıntılar aktarılmıştı.

İsrail’in önemli casuslarından biri kabul edilen Cohen, Kamil Emin Sabit takma adıyla 1962-1965 yıllarında Suriye’nin başkenti Şam’da görev yapmıştı.

Suriyeli üst düzey askeri yetkililerle yakın ilişkiler geliştirerek Golan Tepeleri’ndeki askeri faaliyetlere ve devletin karar mekanizmasına ilişkin topladığı bilgileri İsrail’e aktaran Cohen, 18 Mayıs 1965’te idam edilmişti.

İran: Sunulan 7 şart uygulanmadıkça Hürmüz Boğazı açılmayacak!
60 sene sonra babasını buldu: Hayranı olduğu ünlü rock yıldızı çıktı!

15 49.0138 8.38624 arrow 0 arrow 0 4000 1 0 horizontal https://seferihisarilkhaber.com.tr 250 0 1